« Önceki |

12/6/2007

AK PARTİ DÖNEMİNİN EKONOMİK TABLOSU

AKP İKTİDARINA SAYILARLA FARKLI BİR BAKIŞ
2007’nin seçim yılı olması önümüzdeki dönemde siyasi partilerin uygulayacakları ekonomi politikalarını ön plana çıkarıyor. Ancak siyasi partilerin ekonomik programlarını ortaya çıkarmak için aceleci davranmayacakları gözleniyor. O nedenle geleceğe de ışık tutması açısından AKP iktidarının dört yıllık performansını sayılarla değerlendiren Ekonomist Dr.Hakkı Hakan Yılmaz’ın çalışmasına göz atmakta yarar var. Dr.Yılmaz’ın çalışmasında yer verdiği dört yıllık karşılaştırmadan özet değerlendirmeler şöyle:

* 2002 yılı sonunda vatandaşın kişi başına 64 dolar olan tüketici kredisi ve kredi kartı borcu, 2006 Eylül ayı ortası itibarıyla yüzde 916 oranındaki artışla 648 dolara sıçramıştır. Vatandaşın kullandığı konut edinme amaçlı krediler ile taşıt kredileri ayıklandığında bu tutarlar 2002 yılı için 53 dolar, 2006 Eylül ayı için ise 368 dolar olmaktadır. Faiz oranlarındaki artış doğrudan vatandaşın satın alma gücünün azalmasına, borç sarmalına girmesi sürecinin hızlanmasına yol açmaktadır.Başka bir değişle vatandaşın doğrudan yaşam standartını asgari korumak için kullandığı krediler AKP döneminde yüzde 590 artmıştır. Vatandaş geçimini sağlamak amacıyla artan oranda bir borç yükü içine girmiştir. Bu ise doğal olarak düzenli gelirinin azalmasının bir sonucudur.

* Ticari krediler AKP döneminde yüzde 800’ün üzerinde artarak 2002 yılındaki 13,7 milyon YTL düzeyinden 2006 yılı Eylül ayı itibarıyla 123 milyon YTL’ye çıkmıştır. Dolayısı ile faiz oranlarındaki artış ve bunun kalıcılık göstermesi ticari kredi kullanan esnafı, ticaret erbabını ve sanayiciyi doğrudan olumsuz etkileyecektir. Nitekim, bu tespit protesto edilen senetlerin sayı ve tutarındaki artışla birlikte daha bir doğruluk kazanmaktadır.

* 2002 yılın Ağustos sonu itibarıyla 875 milyon YTL olan (2006 yılı sabit fiyatlarıyla) protesto edilen senetlerin tutarı 2006 yılında yüzde 178 oranında artarak 2.429 milyon YTL’ye çıkmıştır. Cari fiyatlarla baktığımızda bu artış oranı yüzde 358’dir.

*AKP iktidara geldiğinde kriz sonrası realize olan ilave borçlarla birlikte kişi başına düşen toplam kamu ve özel sektör dış borcu 2.885 dolardan 2006 Ağustos sonu itibarıyla yüzde 66 oranında artarak 4.789 dolara sıçramıştır. YTL olarak ise kişi başına borçlar 4.715 milyon YTL’den, 7.031 YTL’ye çıkmıştır.

* Ocak-Ağustos 2006 sonu itibarıyla cari açık düzeyi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 45 oranında artarak 22,4 milyar doları düzeyinde geriye dönük bir yıllık bazda ise yeni bir rekorla 30 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmiştir.
Cari İşlemler açığının özellikle dahilde işleme rejimi uygulaması nedeniyle toplam ihracat miktarının bir kısmının fiktif olduğu gerçeği (gerek gümrüksüz malı içerde kullanmak, gerek bunun karşılığında kredi kullanmak, gerekse dışardaki kara paranın kredi kullanıyormuş gibi bir şekilde içeriye girişini sağlamak gibi amaçlarla) ve kaçak akaryakıtta olduğu gibi kaçak ithalatın varlığı dikkate alındığında çok daha yüksek düzeylerde olduğunu söyleyebiliriz.
Yine, bu düzeyde bir cari işlemler açığına ulaşılması uygulanan ekonomik program çerçevesinde ne IMF tarafından ne de AKP yönetimi tarafından ne başlangıçta ne de sonraki gelişmelerde öngörülmüştür. Hedeften sapma oranı ortalamada yüzde 100, IMF raporlarına göre ise kimi yıl yüzde 300’ün üzerindedir.

* Mayıs sonrası faizlerin artışı başta olmak üzere ekonomideki temel parametrelerde Mayıs öncesine bir dönüş olmamıştır. IMF gibi uluslararası kuruluşların hazırlamış olduğu son raporlarda başta Amerikan ekonomisi olmak üzere yaşanmaya başlanacak olan durgunluğun dünya ekonomisinde büyümeyi yavaşlatacağı ve yeni dalgalanmaların yaşanacağı açıkça ifade edilmiştir. Yine bu raporlarda cari açık düzeyi ve borç stoku yüksek olan ülkelerin bu yaşanacak olumsuz gelişmeleri çok daha ağır geçireceği vurgulanmıştır.

* Hazine referans kağıdının faiz oranı ilk dalgalanmanın başladığı Mayıs ayının başına göre oldukça yüksek bir oranda yaklaşık yüzde 70’e oranında artarak yüzde 13,76 ’lerden yüzde 23,30’lar seviyesine kadar çıkmıştır. Eylül ayı başına göre faizlerdeki artış oranı ise yüzde 20’ye ulaşmıştır. Hedef enflasyonun 2007 yılı için yüzde 4 olduğu bir ortamda faizlerin bu oranda artması ve yüzde 23’lere çıkması ekonomiyi hedef enflasyonun neredeyse beş katı düzeyinde bir reel faiz yükü altına sokmaktadır.

Dr.Yılmaz’ın değerlendirmesi uygulanmakta olan ekonomik programın sonuna gelindiğinin de bir göstergesi.Türkiye ekonomisinin artık restorasyon programlarının ötesine geçip, gelecek nesillere daha fazla iş ve aş yaratacak, üretimi ve istihdamı temel alacak politikalara yönelmesinin vakti geldi de geçiyor.

IMF’nin beşinci kez şart koştuğu yüzde 6.5’luk faiz dışı fazla hedeflerini ilahi emir telakki edip buna ulaşmak için eğitim, sağlık gibi devletin temel hizmetlerinden kısmak, kendi ulusal ekonomi programını yaratamamak Türkiye gibi bir ülkeye yakışmıyor. 

Başta gelecek dönemde de iktidara talip olacak CHP ye burada büyük görev düşüyor CHP halka kendini iyi anlatıp iktidara gelmeli sosyal adalet sistemini uygulamaya sokmalıdır

12/6/2007

ÜLKER GERÇEĞİ

Ülker, Ülker, Ülker!!!
Ülker’den Kadı’ya,
Kadı’dan El Kaide’ye
Yasin El Kadı’nın hakkındaki iddialardan en önemlisi, zengin işadamlarından topladığı paraları yönetimindeki Muvaffak Vakfı Aracılığı ile El Kaide ile bağlantılı kişilere ve kurumlara “Yardım” başlığı altında aktarması geliyordu. MASAK raporunda Hasan Cüneyt Zapsu’nun 60 bin dolar, Annesi Gaye Zapsu’nun 250 bin dolar Yasin Al Kadı’nın Al Baraka Türk’teki hesabına para yatırdıkları ortaya çıkıyordu.
Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun hazırladığı rapora göre Yasin Azizüddin Kadı ile para ilişkisi olan şirketler arasında Ülker gurubu da yer alıyordu. Aynı dönemde Murat Ülker sakal bırakmış, hatta sakallı fotoğraflarını resmi belgelerde bile kullanmıştı. Eskinin izlerini silmek için olacak şimdi Masonlarla dans etmekte.
Yine aynı raporda; Al Baraka Türk’ten 18 Ocak 2001 tarihinde Muvaffak Vakfı’na 210 bin dolar, Usame Bin Ladin’in en yakın adamı Wael H. Jelaidan adına da 27 Ocak 1994 tarihinde 210 bin dolar gönderildiği belirtiliyordu.
MASAK raporuna göre Yasin El Kadı, Mehmet Fatih Saraç ve Mohammed Omer A. Zubair’in ortak olduğu Caravan Dış Ticaret’ten BİM’e para aktarılmıştı. BİM’in Yönetim Kurullarında AKP’lilerin ağabeyi Korkut Özal, Yasin El Kadı, Cüneyt Zapsu, George Bitar, M.P. Kassamali Merali, Ekrem Pakdemirli, Başbakan Tayyip Erdoğan’a kızının kına gecesini evinde yapacak kadar yakın olan Nakşibendi tarikatının önemli isimlerinden Mustafa Latif Topbaş yer alıyordu.
Çok ilginçtir Kadı ile ilişkili isimler gündeme geldiğinde BİM’deki bazı ortaklar gözden kaçırılıyordu. Bunlar; 2000 yılında ortak olan Bank Of Amerika, İnternational İnvesment Corparatıon, 1999 yılında ortak olan Merrill Lynch Global Emerging Marketing Partuens, World Wide Limited…
31.03.2004 tarihli Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun Raporuna göre yasin Al Kadı ile para ilişkisi olan Nimet Gıda’nın yönetim Kurulu Üyeleri; Mehmet Fatih Saraç, Osman Faik Bilge, G. Abdülaziz Zapsu, Mustafa Rıza Yazan, Ahmet Erdoğan, Tayfun Ergün, Mustafa Latif Topbaş, Hasan Cüneyt Zapsu…
Yine aynı rapora göre Ahsen Plastik’te Kadı ile para ilişkisi içindeydi. Ahsen Plastik Yönetimi şu isimlerden oluşuyordu:
“G. Abdülaziz Zapsu, Tayfun Ergin, M. Fatih Saraç, Hasan Cüneyt Zapsu, M. Latif Topbaş…
Yasin Al Kadı ile para ve ortaklık ilişkisine giren bir başka şirket ise Ülker Gurubuna dahil AK Gıda idi: AK Gıda‘nın Yönetim Kurulunda; Mustafa Latif Topbaş, Murat Ülker, Zeki Ziya Sözen, İbrahim Halit Çizmeci, Metin Yurdagül, Sabri Ülker, Orhan Özokur… gibi isimler yer alıyordu.
MASAK raporunda tespit edilebilen hesaplar
31.03.2004 tarihli Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun Raporunun, 16 Sayfasında: “Caravan Dış Ticaret Limited Şirketi ile bu şirketin ortakları Yasin El kadı ile  M. Fatih Saraç’ın tespit edilebilen hesaplarına ilişkin bilgiler aşağıda açıklanmıştır” deniliyor ve şöyle devam ediliyordu:
“Caravan ve Ella şirketleri ile bu şirketlerin ortakları Yasin Kadı ve M. Fatih Saraç’ın Al Baraka Türk Özel Finans Kurumu A.Ş, nezdinde Türk lirası ve döviz hesapları bulunmaktadır. Al Baraka Türk Özel Finans Kurumu A.Ş tarafından gönderilen hesap ekstrelerinin çok sayıda olması nedeniyle, aynı kişiler adına birkaç kalemde yapılan işlemler (Hesap hareketleri) toplanarak tek kalemde yazılmıştır. Ayrıca Türk lirası ve döviz hesapları arasında gerçekleşen havale ve ya EFT işlemleri mükerrerliği önlemek amacıyla mahsup edilmiştir.
Caravan Dış Tic. Ltd. Şti’nin tespit edilebilen hesaplarına ilişkin bilgiler
Caravan Şirketi tarafından Al Baraka Türk Özel Finans Kurumu A.Ş nezdinde açılan hesapların açılış tarihleri, hesap numaraları, hesap cinsi (Türk lirası veya döviz) ve çeşitli kişiler tarafından çeşitli zamanlarda birkaç işlemde yatırılan (gelen) ve çekilen (gönderilen) paraların toplamının özet dökümü yıllar itibarıyla aşağıda yapılmıştır.
Caravan Dış. Tic. Ltd. Şti. tarafından Al Baraka Türk Özel Finans Kurumu A.Ş nezdinde 04.10.1995 tarihinde açılan 011201-142322 no’lu ABD Doları döviz hesabına çeşitli kişiler tarafından çeşitli zamanlarda birkaç işlemde yatırılan paralar toplamı yıllar itibarıyla aşağıda açıklanmıştır.
1997 yılında Yasin Kadı; 7.559. 941 Dolar, Caravan; 28.894 Dolar yatırıyordu.
1998 yılında; Yasin El Kadı: 2.699.945 Dolar, Caravan:723.044 Dolar, M. Fatih Saraç; 20.000 Dolar, Caravan 66.800 Dolar, Dış işlemler havalesi:607.211 Dolar…
1999 yılında; Yasin Al Kadı: 808.754 Dolar, Caravan 1.056.075 Dolar, M. Fatih Saraç: 479.950 Dolar, Nimet Gıda: 36.050 Dolar, Ecmel Tekstil:70.000 Dolar, Ak Gıda 38.300 Dolar, Sağlam İnşaat: 5.450 Dolar, Virman: 16.916, Diğer işlemler havale:2.837.525 Dolar…
2000 yılında; Yasin Al Kadı:1.375, Caravan: 2.048.775, M. Fatih Saraç:5.000, Nimet Gıda: 25.000, Sağlam İnşaat:877.700, Virman:28.400, Dış İşlemler havale:539.947 dolar…
2001 yılında;Yasin Kadı:107.250, Caravan:85.252, Sağlam İnşaat:9.500, Dış İşlemler havale: 84.252, Caravan: 74.128 Dolar…
Aynı hesaptan çeşitli zamanlarda para aktarılan şahıslar yıllar itibarıyla aşağıda gösterilmiştir:
1997 yılında; Nimet Gıda:34.311, Dış İşlemler Havalesi 620.151, Caravan: 1.619.465, Caravan 24499 hesaba 5.214.617, Yasin Kadı: 50.363 Dolar….
1998 yılında; Dış İşlemler Havalesi; 437.123, Yasin Kadı: 200.000, Caravan 24499 TL Hesabı 3.474.288 dolar…
1999 yılında; Sağlam İnşaat; 624.228, Ella; 63.900, Ecmel Tekstil; 13.000, Nimet Gıda; 23.650, Caravan; 902.392, İktisat Bankası Maslak şb. 128.000, Dış İşlemler Havale; 100.000, Yasin Kadı; 84.110 Dolar…
2000 yılında; Sağlam İnşaat: 929.050, Ella: 42.310, M. Fatih Saraç; 77.200, Nimet Gıda; 25.000 Dolar…
Bu hesaptan, 1997-2001 yılları arasında;
Orhan ÖLÇEN, Hilmi YILMAZ, Remzi ÇAKIROĞLU, İzzet ÖZKALAYCI, Savaş SAĞSÜS, Serkan KIZILAY, Bülent AKSOY, Mehmet TARI, Abdurrahman ŞEKER, İrfan AKICI, Sema ÇETİN, Saim OĞUZCAN ve Davut ÇOŞKUN, adlı şahıslara da çeşitli tarihlerde, muhtelif defalar ve miktarlarda ödemeler yapıldığı tespit edilmiştir.
B-Caravan Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından Albaraka Türk Özel Finans Kurumu A.Ş. nezdinde 23.02.1995 tarihinde açılan 011200-024499 no’lu Türk Lirası hesabına çeşitli kişiler tarafından çeşitli zamanlarda birkaç işlemde yatırılan paralar toplamı şu şekildedir.
Caravan                              : 242.564.365.000 TL
Yassin Kadı                         :     6.951.380.000 TL
Dış İşlemler Havalesi          :   29.497.526.000 TL
Ahsen Plastik                      :   10.690.000.000 TL
Caravan 242383 DEM Hs.  : 122.395.421.000 TL
Caravan 242392 DEM Hs.  : 137.346.288.000 TL
Caravan 142322 USD  Hs. : 863.978.865.000 TL
1997 yılında: 1.418.782.510.000 TL Al Baraka Türk’teki hesaba yatırılmıştı…
1998 yılında: Caravan: 106.006.708.000 TL, Caravan 242392; DEM Hs: 302.861.208.000 TL, Caravan 242383 DEM Hs.: 30.905.762.000 TL, Caravan 142322 USD  Hs.: 920.619.144.000 TL. yatırılmıştı. Yasin El Kadı’nın hesabına 1998 yılında toplam1.372.052.044.000 TL yatırılmıştı.
1999 yılında Caravan: 51.731.195.000 TL, Sağlam İnşaat:10.180.446.000 TL, Nimet Gıda :6.916.760.000 TL, Dış İşlemler Havalesi; 269.568.000.000 TL, Caravan 142322 USD Hs.: 796.964.439.000 TL, toplam; 1.140.982.850.000 TL yatırılmıştı…
2000 yılında; Caravan:  12.918.466.000 TL, Ahsen Plastik:3.000.000.000 TL, Nimet Gıda:4.030.000.000 TL, Aksal İnşaat:7.950.000.000 TL, ONLY Havalesi: 8.950.625.000 TL, Dış İşlemler Havalesi: 21.217.608.000 TL, Caravan 142322 USD Hs: 48.444.784.000 TL, olmak üzere toplam 108.361.483.000 TL yatırılmıştı….
2001 yılında; Aksal İnşaat :7.950.000.000 TL, Ella Film: 25.800.000.000 TL, Dış İşlemler Havalesi: 23.932.233.000 TL, Caravan 142322 USD Hs: 33.273.530.000 TL, 2001 yılı yatırılan miktar;191.955.763.000 TL idi.
Aynı hesaptan çeşitli zamanlarda para aktarılan şahıslar yıllar itibariyle aşağıda gösterilmiştir.
1997 yılında Kadı’nın Caravan şirketi hesabından para aktarılan isimlere de rastlanıyordu:
Bim              : 335.828.500.000 TL
Ak Gıda        : 417.800.107.000 TL
Ella Film      :   51.482.300.000 TL
Sağlam İnş. : 221.215.515.000 TL
Ahsen Plast :   24.930.847.000 TL
Ecmel Teks.            :   35.890.720.000 TL
Nimet Gıda  :     7.545.881.000 TL
Vefa Mühen :   50.825.000.000 TL
1998 yılında, Bu hesaptan para aktarılan şahıslar:
Bim              :   64.901.498.000 TL
Ak Gıda        : 457.399.808.000 TL
Ella Film      :   12.188.987.000 TL
Sağlam İnş. : 549.153.161.000 TL
Ecmel Teks.            :   16.386.492.000 TL
Nimet Gıda  :   27.917.645.000 TL
Kadı’nın Caravan şirketi ve çevresinde para transferleri durmak bilmiyordu. 1999 yılına geldiğimizde bu hesaptan para aktarılan başını Ülker gurubuna bağlı AK Gıda’nın çektiği şirketler şöyle sıralanıyordu:
Ak Gıda        : 236.600.000.000 TL
Ella Film      :   19.035.054.000 TL
Sağlam İnş. : 257.677.936.000 TL
Ecmel Teks.            :   21.374.486.000 TL
2000 yılında Ella Film’e,   28.530.566.000 TL Bu hesaptan para aktarılırken, 2001′de Sağlam İnşaata,  17.500.000.000 TL,  Ecmel Tekstile ise, 2.825.000.000 TL. gönderiliyordu.
Bu hesaptan 1991-2001 yılları arasında; Sinan Vaizoğlu, Walter Malate, Hasan Erbaş, Halil Bulut, Mehmet Tarı, Solmaz Ayarslan, Orhan Akçay, Ragıp Çakar, A. Rıza Akçay, Yaşar Altun, Hasan Akçaoğlu, Ahmet Erdoğan, Nazlı Aksoy, Ali Hacınoğman, Mehmet Güven, Erdal Uzgör, Cengiz Biçici, Muhsin Yorgancı, Atilla Yaman, Musa Orduhan, İrfan Akıcı, M. Rıza Yazan, Mehmet Hakan, Engin Çacın, Necip Dost, ABS Dış. Tic. Ltd. Şti., YAPKİM A.Ş., Favori Çamaşırları, Işıl Çamaşırları, Azim Tekstil San. Ve Tic.Paz., Mustafa Şeker, İzzet Özkalaycıoğlu, Hüsnü Kutuç, Metin Yıldız, Kubilay Sargın, İrfan Çakıcı, Selim Çay, Hümmet Can, Mecit Yıldız, Kayhan Pekşen, Adem Aktaş, Kadir Şahin Yıldız, M. Nezir Tatlı, Saim Oğuzcan, Yılmaz Dalgıç, Erol Akınsu, Tahsin Bayram, Bora Yeniay, Nihat Gün Hüseyin, Harun Özkara, Bülent Aksoy, Yaşar Günday, İsmail Şen, Ahmet Hakan, Serkan Ercan, Hasan Zeynel, Fazıl Ahmet Kahya, Savaş Sağsüş, Cem Sevin, Selma Erkal, Mehmet Evgin, A.Rıza Yazan, Fahrettin Polat, Nazan Kandemir, Sema Çetin, Risale Basın Yayın Turizm Ltd. Şti., Nihan Yılmaz, Dursun Ali Çıbaş, Yaşar Topuzoğlu, isimli şahıslara da çeşitli tarihlerde, muhtelif defalar ve miktarlarda ödemeler yapıldığı tespit ediliyordu.
C- Caravan Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından Albaraka Türk Özel Finans Kurumu A.Ş. nezdinde 22.07.1997 tarihinde açılan 011204-242392 no’lu Alman Markı (DEM) hesabına çeşitli kişiler tarafından çeşitli zamanlarda birkaç işlemde yatırılan paralar toplamı yıllar itibariyle şu şekilde  yer alıyordu:
1997 yılında Yassın Kadı tarafından1.405.292 DEM yatırılıyordu.
1998 yılında;Yassın Kadı: 779.756 DEM, Caravan: 1.409.492 DEM, Sarmany LTD:      57.510 DEM yatırılıyordu.
Aynı hesaptan çeşitli zamanlarda Alman markı olarak para aktarılan şahıslar yıllar itibariyle aşağıda gösterilmiştir.
1997 yılında bu hesaptan Caravan’ın 24499 TL Hesabına: 1.405.292 DEM yatırılıyordu. 1998 yılında; Caravan 24499 TL Hesabına: 2.246.758 DEM aktarılıyordu.
Caravan Ltd. Şti. tarafından Albaraka Türk Özel Finans Kurumu A.Ş. nezdinde 14.07.1997 tarihinde açılan 011204-242383 no’lu Alman Markı (DEM) hesabına çeşitli kişiler tarafından çeşitli zamanlarda birkaç işlemde yatırılan paralar toplamı yıllar itibariyle aşağıda açıklanıyordu:
1997 yılında; Yassın Kadı tarafından 1.383.879.DEM yatırılmıştır.
1998 yılında;  Yassın Kadı:77.224 DEM, Caravan: 275.976 DEM yatırılmıştır
Aynı hesaptan çeşitli zamanlarda para aktarılan şahıslar yıllar itibariyle aşağıda gösterilmiştir.
1997 yılında; Bu hesaptan para aktarılan şahıslar başlığı altında; Caravan 24499 TL Hs : 1.383.879 DEM bilgisi yer alıyordu.
1998 yılında bu hesaptan para aktarılan şahıslar, 217.795 DEM ile Caravan 24499 TL Hesabına… 135.405 DEM, Ulusoy otomotiv hesabına…
Caravan Ltd. Şti. tarafından Albaraka Türk Özel Finans Kurumu A.Ş nezdinde 14.07.1997 tarihinde açılan 011201-144408 no’lu Alman Markı (DEM) hesabına çeşitli kişiler tarafından çeşitli zamanlarda birkaç işlemde yatırılan paralar toplamı yıllar itibariyle şöyle açıklanıyordu:
2000 yılında toplam 22.000 DEM yatırılıyor, bunun15.000 DEM’i Yassın Kadı tarafından, 7.000 DEM’ Caravan’dan geliyordu.
2000 yılında; Aynı hesaptan Sağlam İnşaat’a 22.000 DEM  aktarılıyordu.

12/6/2007

TÜRKÜYE PARSEL PARSEL AK PARTİ TARAFINDAN SATILIYOR

Türkiye Satılıyor mu?

Türklerin dışında hemen herkesin hak iddia ettiği Türkiye toprakları emperyalizmin öncelikli hedefidir. Bu siyasal çullanışın nihayetinde ise Sevr’i yeniden hortlatmak ve Türkiye’yi parçalama gayesi esas alınmıştır.

Mr. Recep Tayyip Erdoğan’ın görev aldığı Büyük Ortadoğu Projesi’nden, Büyük Kürdistan hayaline, Büyük İsrail Projesi (Arz-ı Mevud)dan, Megalo İdea’ya, Yeşil Kuşak Projesi’nden, Kültürel Mozaik saçmalığına kadar, tamamı, buram buram ihanet ve entrika kokan sözüm ona bu projeler birer ahmaklık dizinidir.

Milletlerarası arenada oynanan bu tiyatronun maddi alt yapısı ise AB adıyla oluşturulan yeni emperyalist bloğun oyunlarıyla örtüşmektedir.

Mevcut siyasi iktidar AB hedefine şuursuz ve salyalar akıtan bir histeri nöbetiyle kilitlenmiş ve deli danalar gibi uçurumun kıyısına doğru koşmaktadadır.

Tahkim Yasası, İdamın kaldırılması, İkiz Yasalar, Eve Dönüş Yasası, Mahalli İdareler Yasası, Kamu Yönetimi Temel Yasası, Mahalli Dilde Yayın Düzenlemeleri, Apartmanlara İbadethane açılmasına izin verilmesi, Leyla Zana ve arkadaşlarının serbest bırakılmaları, Ruhban Okulu ve Ekümeniklik tartışması, Milli Eğitim Müfredatının değiştirilmesi ve nihayetinde yabancılara toprak satışının serbest bırakılması bu oyunun bir parçası.

Sistematik bir şekilde Türk’ü öz yurdundan kovma ve onu vatansızlaştırma projesinin ayaklarıdır.

Oysa ki vatan, Türk’ün yaşam gayesidir. Türk için vatan kuru bir toprak, toprak da onun için herhangi bir meta değildir. Vatan Türk’ün herşeyi ve tamamen kendisidir. Türk’ün yüksek tarihi vatan ve toprağın kutsallığına ilişkin destanlarla doludur.

;

“Benden ne istedinizse verdim. Atımı hatta evdeşimi bile verdim çünkü benimdir. Ancak bu toprak benim değil, milletimindir. O toprağı korumak için savaşır, bu uğurda canımı da seve seve veririm.”

Vatanın kuru bir toprak parçası olmadığına, onun Türk’ün namus saydığı. alınıp satılamadığı, değiş tokuş edilemeyeceği gerçeğine dair tarihi realitedir.

Ancak günümüzde Tapu ve Köy Kanunu’nda yapılan değişikliklerle, 19 Temmuz 2003 tarihli ve 25173 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 3.7.2004 tarih ve 4916 sayılı kanunda, yabancı ülkelerde o ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerine de taşınmaz mal edinme hakkı tanınmış , Yabancı uyruklu gerçek kişilerin miras yoluyla taşınmaz mal edinmesinde karşılıklılık koşulu kaldırılmış, Sınırla ayni hakların (Yararlanma hakkı, çalışma hakkı, üst hakkı, ipotek hakkı v.b) tesis edilmesinde, karşılıklılık koşulu kaldırılmıştır.

Halbuki eski Tapu Kanunu’nda 29 Aralık 1934 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 35. maddesiyle; karşılıklılık kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla sadece yabancı gerçek kişilere taşınmaz mal satın alma ve miras yoluyla edinme hakkı tanınmıştı.

Bu kanun; 30 hektardan büyük toprak alımına, yabancı tüzel kişilerin gayrimenkul alımına, askeri yasak bölgelerde toprak alımına, köy sınırlarında toprak alımına izin vermiyordu.

Şimdilerde, Türkiye üzerinde siyasi oyunlar peşinde olan her kesimin sınırsız bir serbesti içinde olduğu ülkemiz ayaklarımızın altından kayıp gitmektedir.

Yabancıların satın aldığı gayrimenkul adedi ve kapsadığı alan ürkütücü boyuttadır.

İstatistiki bilgilere göre en fazla satış Yunan uyruklulara yapılmıştır.

Yunan uyrukların aldıkları gayrimenkullerin yüzde 90’ı İstanbul, İzmir ve Bursa illerinde kilitlenmiştir.

“Türkleri Asya steplerine atalım, Avrasya’yı yeniden kilise yapalım” naralarıyla Bizans’ı hortlatmaya çalışanların, İstanbul surları içinde Ortodoks bir dini devlet kurma ideali tazeliğini korumaktadır.

Eski Bizans topraklarına sahip olma emeli, Megalo İdea Yunan ulusunun milli ülküsüdür. Yunanistan tarih boyu fırsatları değerlendirerek, topraklarını sürekli genişletmektedir. Ayrıca yunanistan’ın topraklarının %75′i savaşsız bir biçimde kağıt üzerinde oynanan oyunlarla alınmıştır.

Yakın geçmişte Yunan Başpiskoposu Hristadulos: “Bir gün mutlaka, Yunan halkı Küçük Asya’ya dönecektir.” demeciyle, nihai hedefi belirlerken, Patrik Bartholomeos, Yeni Roma’nın ve Konstantinapol’ün Başpiskoposu ve Evrensel Patriği ünvanını kullanmaktadır.

Ekümeniklik peşindeki Patrikhane, azınlık vakıflarının mal edinmesine imkan veren düzenlemeler, Ruhban okulunun açılması çabaları, Fener’i yeni bir Vatikan yapma arzularının göstergeleridir.

Fener Rum Patriği 1. Bartholomeos kendine bağlı 15 patriklik ve 12 Başpiskoposlukla “Ekümeniklik” iddiasını ısrarla sürdürmektedir.

“Ekümeniklik” iddiası Vatikan örneğinde olduğu gibi bağımsız bir din devletinin istikbalde olası varlığına dayanarak, Türk devletinin egemenlik hakkını tamamen ortadan kaldırmayı amaçlayan çok uluslu sinsi bir oyunun parçasıdır.

Bu bağlamda, Yeni Roma’yı gerçekleştirmenin en kolay yolu, tüm dünyadan akacak paralarla değeri ne olursa olsun, surlar içinde arsa ve binaların yabancı vakıflarca satın alınması olacaktır.

Yine tarihe başvurduğumuzda aşağı yukarı günümüz şartlarına yakın koşullarda cereyan eden olayların tanığı oluyoruz.

Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl, 19 Mayıs 1901 tarihinde Sultan II. Abdulhamit’le yaptığı görüşmede, “Avrupa Borsasını ellerinde tutan Yahudilerin Osmanlı İmparatorluğu’nun bütün borçlarını ödemesi karşılığında Filistin topraklarının onlara verilmesini” içeren gizli bir teklifte bulundu. Ancak, bu teklif Sultan II. Abdulhamit tarafından “Vatanın bir karış toprağı bile satılık değildir” denilerek geri çevrildi. Ardından, “Duhuliye Nizamnameleri” ile Yahudilere toprak satışı tamamen yasaklandı.

Filistin, Osmanlı İmparatorluğu’nun elinden çıktıktan sonra, yerli halkın paranın cazibesine kapılarak topraklarını satması sonucunda o topraklarda bugünkü İsrail Devleti kuruldu.

  • Devlet kurmanın en kısa ve kestirme yolu, toprak satın alarak kurulacak siyasi otoriteye vatan oluşturma fikriyatıdır.

İsrail’in kurulmasıyla Fener’deki Ortodoks bir dini devletin izleyeceği yol ve yöntem benzer çizgiler taşımakta ve mevcut realite ile tamamen örtüşmektedir.

Yine eldeki istatistiki verilere dayanarak, sayıca en fazla satış Yunan uyruklulara yapılırken, yüzölçüm olarak genişlik Suriye uyruklulara aittir.

  • Ülkemizde yabancılara ait toplam alan 269.296 dönüm olup, bu alanın 241.451 dönümü Suriye uyruklulara aittir.

Suriye uyrukluların gayrimenkullerinde ağırlık ise Hatay ve Kilis illeri hudutları içindedir.

2003 yılında yabancılara toprak satışı serbest bırakılmasından sonra, Türkiye’nin Suriye ile sınır bölgesinde yer alan Hatay, Kilis ve Mardin vilayetlerinde Suriye’nin yönlendirdiği şahıslar geniş araziler satın aldılar.

Mülkiyet haklarının yanı sıra, yerel yönetimlere seçilme ve yerleşme haklarına sahip olan Suriye uyruklular, Hatay’ın etnik ve mülkiyet statüsünü değiştirecek hakları da elde ettiler.

Hatay vilayetinde 2088 yabancı (büyük çoğunluğu Suriyeli) 120.000 dönüm sulak tarım arazisi satın aldılar. Ki bu durum Hatay’ın kullanılabilir tarım arazilerinin %44’ünün el değiştirmesi anlamına geliyor.

Benzer bir durum Kilis ve Mardin için de söz konusudur. Kilis’ten 51.000 dönüm, Mardin’den de 50.000 dönüm arazi satın alarak hedef vilayetler Suriye uyrukluların hücumuna uğrayarak el değiştirmiştir.

Ağustos 2004 yılı verilerine göre yabancılara toprak satışı yasasının çıkmasından bir yıl gibi kısa bir zaman içinde, Çukurova’da 286 kişiye 3.146 dönüm arazi satılmıştır.

Bu rakam şimdilik kaydıyla Adana’nın kullanılabilir sulak tarım alanlarının %1’ini içermektedir. Ancak içlerinde kamufle olmuş Ermeni asıllıların da bulunduğu Suriye uyruklu 43 yabancının satın aldığı taşınmaz sayısı 82 olup, miktarı da 2.014 dönümdür.

Adana’daki taşınmaz satışlarında AB ve Alman yurttaşları miktarı küçük konutlar satın alırken, Fransız, Lübnan ve Suriye uyruklu yabancılar geniş tarım arazileri satın almaya yönelmişlerdir. İçlerinde önemli sayıda Ermeni sermayesi destekli olanlar vardır.

Avrupa Birliği’ne uyum çerçevesinde Türk hükümetinin yabancılara toprak satışını serbest bırakması, 1930’lu yıllarda çıkarılan “karşılıklılık” yasalarının yürürlükten kaldırılmasından sonra Suriye uyrukluların özellikle Türkiye’nin güney illerinde geniş topraklar satın almaya, yerleşmeye ve yönetimlerde görev almaya başlamaları gelecekte Türkiye’nin toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını tehlikeye sokacak gelişmelere, ardından muhtemel bir kaosa davetiye çıkartabilir.

Manidar olan, yabancılar özellikle Suriye uyruklu Araplar, Süryaniler ve Ermeniler “toprağa hücum edercesine saldırıya geçerek, sahip olurken” T.C. kimliği taşyan hiçbir yurttaşın buna karşı aynı ülkede, örneğin Suriye’de hiçbir arazi satın alma girişiminde bulunmamaları, gelecekte Türkiye’nin aleyhine olabilecek siyasi sorunları da gündeme taşımıştır.

En önemlisi Sevr Anlaşması sonrasında “Büyük Suriye” sınırları içerisinde gösterilen Hatay ve İskenderun’dan sonra Kilis ve Mardin için de Suriye’nin düşürücü yumruğuyla Türkiye’yi abondone etmesidir. Bu bağlamda bir iddiaya göre; 20 Ekim 1921 tarihinde Fransa ile yapılan Ankara Antlaşmasının ve 23 Temmuz 1930 tarihinde imzalanan Hatay Antlaşmasının gizli maddelerine göre 99 yıl sonra; yani 2039’da Hatay’da yeni bir plebisit (halk oylaması-referandum) yapılacak. Bu duruma göre hak iddia edilen toprakların mülkiyetlerinin el değiştirilmesi ve yerel idareler bazında Suriye yurttaşlarının örgütlü çoğunluğu hedeflenen yöndeki geleceğe hizmet etmektedir.

Yunanlıların Türkiye’nin özellikle batısına, Arapların ise Güney’e yönelik ilgileri salt toprak talebi ve gayrimenkul alımıyla sınırlı kalmamış, kentlerin etnik statüleriyle de oynayarak kimlik değişimini gündeme taşımıştır.

İhanet derecesindeki gaflet ülkemiz üzerinde kol gezmektedir. Yüzbinlerce şehidin kanı ve canı pahasına vatan yapılmış olan bu toprakların karşılığı para olamaz. Zira vatan namustur, namusa ise parayla bedel ölçülemez.

Sultan Abdülaziz’le birlikte Paris’te bulunan Keçecizade Fuat Paşa’ya III. Napolyon, “Girit’i kaça verirsiniz?” diye sorduğunda Fuat Paşa’nın cevabı kısa ve net oldu. “Aldığımız fiata”. Ünlü şairimiz Mehmet Akif Ersoy, bu günleri görmüşçesine kaleme aldığı İstiklal Marşımızın şu kıtasında her şeyi anlatıyor olsa gerek:

Bastığın yereleri toprak diyerek geçme tanı
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı
Sen şehid oğlusun incitme yazıktır atanı
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı

12/6/2007

ŞEHİT ANASININ TAYYİP ERDOĞANA FERYADI SENİN OĞLUN ÇÜRÜK BENİMKİ

Şehit Anası :Senin oğlun çürük, benimki toprakta
 
Şırnak’ta mayın patlaması sonucu şehit olan Uzman Çavuş Vedat Dayıoğlu İzmir’de toprağa verildi. Törende Başbakan Recep Tayyip Erdoğan protesto edildi
 
ŞIRNAK’ın Güçlükonak İlçesi yakınlarında terör örgütü PKK’nın yola döşediği mayını uzaktan kumandayla patlaması sonucu şehit olan Piyade Uzman Çavuş Vedat Dayıoğlu, İzmir’de düzenlenen törenle toprağa verildi. Törene katılanlar, Cumhurbaşkanı Necdet Sezer ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ı alkışlarken, namaza kısa süre kala gelen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kalabalığa girdiği anda da ‘Yuh’ sesleri yükseldi. Türk bayrağı taşıyan vatandaşlar, ‘Başbakan istifa’ sloganı attı.
Ailesi İzmir’in Bayraklı Semtinde oturan Uzman Çavuş Vedat Dayıoğlu’nun Türk bayrağına sarılı tabutu, tören için ikindi namazı öncesi Karşıyaka Bostanlı’daki Beşiklioğlu Camii’ne getirildi. Törenden önce acılı baba Recep Dayıoğlu, anne Zeynep Dayıoğlu ve eşi Şengül Dayıoğlu tabuta son kez sarılıp gözyaşı döktü. Şehit Uzman Çavuş Dayıoğlu’nun henüz 7 aylık kızı Azra da sürekli ağlarken, acı tablo yürekleri dağladı.
...
Tören alanına ikindi namazına kısa süre kala Başbakan Erdoğan, yanında Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’le geldi. Başbakan kalabalığa girdiği anda da ‘Yuh’ sesleri yükseldi. Türk bayrağı taşıyan vatandaşlar, ‘Başbakan istifa’ sloganı attı. Başbakan Erdoğan şehit ailesinin yanına gidip başsağlığı diledi. Bu sırada şehit uzman çavuşun eşi Şengül Dayıoğlu, “Bu terör ne zaman son bulacak? Kaç çocuk babasız kalacak?’’ dedi. Başbakan Erdoğan acılı aileyi teselli ettikten sonra ikindi namazı için camiye girdi. Bu arada elleriyle bozkurt işareti yapan ülkücü grup, ‘Hepimiz askeriz, PKK’ya yeteriz’, ‘Bu asker yatmadı vatanını satmadı’, ‘Türkiye’nin imamı Amerikan papazı’ sloganlarını attı, vatandaş da bunlara alkışla destek verdi.
Kalabalık arasında çok sayıda şehit ve gazi yakını da dikkat çekti.
Cumhurbaşkanı Necdet Sezer ise namaz başladığı sırada camiye geldi. Bu sırada kalabalıktan alkış yükseldi, ‘şehitler ölmez, vatan bölünmez’ sloganı atıldı. Cumhurbaşkanı Sezer de Dayıoğlu Ailesi’nin yanına giderek baba, anne ve acılı eşe başsağlığı diledi. Cumhurbaşkanı Sezer, 7 aylık Azra’nın yanaklarını okşadı. Cumhurbaşkanı Sezer, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt ve kuvvet komutanları, ikindi namazının kılınmasını kendileri için hazırlanan güneşliğin altında bekledi.
Oğlunun şehit olduğu öğrenilen bir kadın da Başbakan Erdoğan önünden geçerken, “Senin oğlun çürük, benim oğlum toprakta yatıyor’’ diye bağırdı. Bu sözlerin ardından da ‘Yuh’ sesleri yükseldi. Yakalarında AKP rozeti olan gençler de ‘Şehitler ölmez vatan bölünmez’ diye slogan atarak protestoları bastırmaya çalıştı. ‘Yuh’ diye bağıran gruba kalabalıktan başka bir grup da ‘Yuh’un Allahı’ diye destek verdi. Daha sonra cenaze top arabasına konuldu. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Orgeneral Büyükanıt ve kuvvet komutanları hep birlikte yürüdü. Bu sırada 7 aylık Azra’nın çığlıkları hiç durmadı. Törene katılanlar minik kızın bu haline bakıp gözyaşı döktü. Anne Şengül Dayıoğlu, kızını, “Bak babamız gidiyor, bak’’ diyerek susturmaya çalıştı. Tören süresinde Başbakan Erdoğan yükselen protestolara hiç tepki vermedi. Başbakan Erdoğan’ın tören süresince Cumhurbaşkanı Sezer ve komutanlarla göz göze gelmemesi dikkat çekti.
Şehit Uzman çavuş daha sonra Kadifekale Hava Şehitliği’nde toprağa verildi

12/6/2007

RECEP TAYYİP ERDOĞANIN OĞLU VE AHMET NECDET SEZERİN OĞLUNUN

RECEP TAYYİP ERDOĞANIN OĞLU VE AHMET NECDET SEZERİN OĞLUNUN
ARASINDAKİ FARK


Onun adi *Burak*... Kendisine medyada rastlamissinizdir. Ya bir trafik
kazasinin kahramani olarak, ya babasina borç verirken, ya da milyon
dolarlik islere imza atarken... 28 yasinda... Bilkent Üniversitesi'nde
okurken, Londra'ya burslu olarak yollandi ve ekonomi egitimi yapti.
Askerlik görevini henüz yapmadi... Tecilli!.. 1988 Mayis'inda bir trafik
kazasinda TRT Istanbul Radyosu Sanatçisi Sevim Tanürek'in ölümüne neden
oldu. Sisli'de kirmizi isikta durmadi. Kazadan hemen sonra belediye
arazözlerinin caddeyi bastan asagiya yikayarak 35 metrelik fren izini
tamamen sildikleri, olayin cezai yönünün azaltilmasi için Burak'a
kazadan sonra üç ay öncesine tarihli ehliyet verildigi, Sevim Tanürek'in
yakinlarinin azarlandigi, taniklarin hepsinin tehdit edilip korkutuldugu
iddia edildi. Adli Tip Trafik Ihtisas Dairesi, Burak için "kusursuzdur"
raporu düzenledi. Ölen Sevim Tanürek 8/8 kusurlu bulundu!. Burak
hapisten kurtuldu. Kusursuz raporunu veren dairenin Baskani Eyüp Bey
ise, daha sonra Türkiye Deniz Isletmeleri Genel Müdür Yardimciligina
atandi. 2001 yilinda evlendi. Babasi, oglunun dügününde takilan 174 adet
Cumhuriyet Altini'ni mal varligindaki artisin nedeni olarak açikladi.
Ayrica, babasi 2001 yilinda verdigi mal beyaninda oglu Burak'a 220 bin
ABD Dolari ve 55 bin Alman Marki borcu oldugunu açikladi. Üniversiteden
yeni mezun, o zaman 22 yasindaki ogluna... Babasi Ülker Grubu
ürünlerinin dagitimini yapan sirketteki hisselerini 1.2trilyon liraya
satana kadar, sirket yönetimini Burak sürdürdü. Ve Burak geçtigimiz
günlerde bir kez daha gündemdeydi. Gida sektöründeki hisseler satilinca,
hemen sirketler kurup denizcilik sektörüne girdi. Yüzde 50 ortagi oldugu
MB Denizcilik adli sirket, 95 metre uzunlugunda Safran 1 adinda bir kuru
yük gemisi aldi. Gemiyi satan Hasan Dogan, satis fiyatinin 2 milyon 325
bin dolar oldugunu söyledi. Burak, gemiyi ortagi ile birlikte 500 bin
dolari pesin 36 ay taksitle satin aldi. Ayda 72 bin YTL ödeyecekler.
Gemiyi satan Hasan Bey ise, 705 milyon dolara Istanbul'daki IETT Garaji
arazisinin sahibi olan Dubai Seyhi El Maktum'un küçük ortagi oldu.
Ayrica, Hasan Bey'in ablasi Remzi Gür ile evli. Remzi Bey, Burak'i ve
kardeslerini burslu olarak yurtdisinda okutuyor, babasinin yakin
arkadasi, tatillerini onun yazliginda geçiriyorlar.

*********
Onun adi *Levent*... 35 yasinda... Gazetelere, televizyonlara hiç
çikmaz. Ücretli bir çalisan. Aylik maasindan baska bir geliri yok. Is
Bankasi Fon Yönetimi Bölümü'nde çalisiyor. Kolay para kazanmiyor. Risk
aliyor, isvereni adina verdigi kararlardan dolayi stres oluyor,
terliyor. Ülkenin en iyi üniversitelerinden ODTÜ'nün iktisat bölümünden
mezun... Eylül 2004'te kendi gibi ODTÜ mezunu olan Evren ile evlendi.
Çankaya Köskü'nde sessiz sedasiz, sade bir dügün yapildi. Ne trafik
kilitlendi ne de yabanci devlet baskanlari sahit oldu. Davetliler
arasinda Kösk'ten bazi personel ve soförler de vardi. Taki takma
merasimi yapilmadi. Gelinin gelinligi Versace gibi yabanci marka
degildi, Ankara Olgunlasma Enstitüsü'nde dikilmisti. Vergisini milletin
ödedigi diger satafatli dügünlerin aksine, babasi, dügün nedeniyle
Çankaya Köskü'nde o saatlerde tüketilen elektrigin bedelini cebinden
ödedi. Nikahi kiyan Çankaya Belediye Baskani, çiftten "Laik Cumhuriyete
sadik evlatlar" yetistirmelerini diledi. Istanbul'da 1 milyar 200 milyon
liraya ev kiraladilar. Çalisiyorlar. Büyük ihtimalle ev geçindirirken
zorlaniyorlardir. Çünkü, Ocak ayinda bir erkek çocuklari oldu. Bu
sevindirici olay da sessiz sedasiz gerçeklesti, muhabir, kameraman falan
izlemedi. Levent, arada bir anne-babasini ziyaret için Ankara'ya
geliyor. Koruma istemiyor ve havaalanindan taksiye binerek Çankaya
Köskü'ne ulasiyor. Ancak, satafatli ana kapi yerine, köske
ziyaretçilerin alindigi 5 numarali kapidan giriyor. Nizamiyeden
yürüyerek konuta çikarken, her seferinde Cumhurbaskanligi korumalarini
sasirtiyor. Birinin adi Burak, digerinin Levent... .
*
BURAK, TAYYIP ERDOGAN'IN LEVENT ISE CUMHURBASKANIMIZ SAYIN NECDET
SEZER'IN
OGLU...*